sevgili blog. nasilsin iyi misin. beni sorarsan ben cay kasigi gibiyim. o kadar da bedbaht degilim. cay kasigi olmak istemem cünkü. bizim cekmecede iki üc degisik tarzda cay kasigi var,ve ben sadece bi tarzi seviyorum. bu benim takintili degil,istikrarli biri oldugumu gösterir lütfen.
sinavlari sorarsan, ellerinden öper. teker teker aciklaniyorlar,masallah simdilik bi dert yok. birinden kaldim ama sanirim,önemli degil,büyüyünce gecer diyoruz simdilik. azizim,simdiki sinavlar hep böyle. ee cag farki,normal o kadar. ahahaha. hayyy hiii.(güldükten sonra cikan sesler voll1)
sevgili blog. bir toplanti icin cektigim fotolari gazetecinin biri begenmeyince, "kendiniz cekseydiniz o zaman" dedim. buna kizanlar,ayiplayanlar oldu. benimse pek umrum olmadi. aslinda oldu,umrumda oldugu icin böyle söyledim. ama o tabii bunu anlamadi,cünkü anlatmadim. bundan dolayi kalkip da buraya fotograf ekleyemiyorum,affet.
elimde, murat uyurkulak'in tol'ü var. bunu nasil seslendirmem gerektigini bilemiyorum. kalin tol mu ince tol mü. yani [toL] ya da [tol]. biz buna sescil alfabe diyoruz. ve ben bunu seviyorum. sudoku cözmek gibi geliyor bazen. türkcesi, almancasindan daha kolay. neyse,bu kitap beni cok heyecanlandiriyor. altmisinci sayfasinda falanim,ama hala sayfalarini degistirirken kendimi böyle bi özel,böyle bi enteresan hissediyorum. ama iste, kitabin hem daha basinda oldugum, hem de bu kadar gubidik hislerle okudugum icin, ondan da alintilar falan yapamiyorum.
az evvel "ask tesadüfleri sever" i izledim. yagmur,film boyunca "ben de böyle ask istiyoruuaamm" diye beynime ekmek bandi. sus dedim,izle dedim. tersledim falan. ordaki iki kizi birbirimize benzettik. lan hep ayni muhabbetler, dedim. biraz canimi sikti. film bittikten sonra ikimiz de asktan sogumustuk "artik mantik evliliginde karar kilmissindir herhalde" dedim. yeni aldigi saatini montundan kurtarmaya calisarak "dur bakayim on oyroluk saatim isliyor mu" dedi. ben cok fecii güldüm. arkadan gelen bi türk, bize ezikleyerek bakti. böyle olunca, film hakkinda da bilgiler veremeyecegim cünkü ben film elestirisi yaparken,filmin sonunu da söylüyorum.
bu durumda, diger blogdaslar gibi seninle pek yakindan ilgilenemiyorum,anliyor musun. yani oturup burda hic ortadogu meseleleri tartisasim yok. yok yani,napayim simdi. e asktan bahset desen,o zaten yok. hayat böyle gecip gidiyo iste. birileri 20 subat'i bekliyor en cok. diyerekten,kücüklerimin gözlerinden büyüklerimin ellerinden öpmeyerekten.. selametle blogcugum.
yirmibessene sonra görüsmek üzere
4 kişi laf çakıyor.:
Çay kaşığının bir çeşidini sevmen çok garip yahu çay kaşığı işte karıştırmaktan başka bir işi yok. Bir de şu eleştirirken filmin sonunu anlatanların yanı sıra filmi önerirken olup bitenleri anlatanlar var kedi canını onların.
iyi ama,büyük bardakta cay iciyorum. kasiklarin boyu kisa olunca olmuyor anliyor musun,hemen isiniyorlar ve karistirirken hic portatif degiller.
bazen kasik,yalnizca kasik degildir bu yüzden.
sayılı gün geçiyor mu yeaa
dan, övöt yööeaa.
iki bavulun dörtte birini bile kaplamiyor esyalarim. yani bavullarim calinsa bisi olsa bi rahat isportaci sergi acabilir. cok raat.
Yorum Gönder