25 Eylül 2011

nasil yapalim.

cok oldu. uhuu mayistan bu yana cok sey oldu. o derenin altindan ne sular gecti. sarikiz dogurdu(hö). yücehakan sefere cikti(?) benim okulum bitti. mezun oldum. ceyizimi tamamladi annem. artik yedigünde yedi farkli kaliptan yedi farkli kek yapabilirim(tabi tabi). agbim okulu bitirdi askere gitti. babamin tayini cikti. kizlar büyüdü.

falan..

tabii ki bunlarin hicbiri olmadi. mayistan beri bir ipin üzerinde oturuyoruz ailecek. assagisi, ucu basi hicbir sey belli degil. ne gidiyoruz ne geliyoruz. evimize insanlar geliyor, biz bi yerlere gidiyoruz ama bir türlü bir yere varamiyoruz. bize gelenler de eli bos gelmiyor tabi. canlarim benim ya. nasil da düsünceliler.

simdi ben ruhumu mikrodalgada isitir gibiyim. bu gevur memleketin soguk iklimi, bu avrupa hergelesinin tas binlari heyecanimi mi kuruttu nedir, sanki artik hissizlesmis gibiyim doktor bey. hemen de bey yaptim seni görüyor musun. doktor hanim, olmuyor gibi sanki. ne bileyim. ben kadin doktorlardan daha cok korkuyorum. yani zaten halihazirda bi doktor korkum varken.

mine beni terkediyor. son olarak bi okul daha degistirecek. arkada kalmak cok kötü bir seymis ya. hayatimda ilk defa birini bi sehirden ugurlayacagim. simdi o gidecek ve ben burda kalacagim ya,sanki burdan hic gidemeyecekmisim gibi geliyor. bu serumlarin kebablisi da varmis dogru mu o ya.

insanlar güzel sarkilar yapiyor, güzel kitaplar yaziyor. insanlar evleniyor ya. cok enteresan. annem de bana durmadan ceyiz yapiyor. cogunu nasil kullanacagimi bile bilmiyorum. ama ben bi sablon cizdim anneme, yüksek ihtimalle türkiye'de bir yerlere gidecegim, bir evim olacak tamam ama yani yalniz olacagim bak. bak anne dedim, 30a kadar bitmez bu okul,uuu. sonra masteriydi bilmem nesiydi derken oho 40 belki. e o saatten sonra evlenip ne yapayim dedim müdürüm afedersin. ben bunu mine'ye dedim galiba ya.

neyse iste hepsini acip kendim kullanacagim ve sonra bi telefon; "anne bu kelepceli kalipta baska ne yapiliyordu ya"

iste hayat böyle. bu dünem ispanyolca'ya baslayacagim. hiic, öylesine. sekil olsun diye ne bileyim. linguistik güzel bi alan, seviyorum. edebiyata nazaran daha eglenceli. alman edebiyati cok kasvetli. mudanya'da bi amca vardi evinin perdeleri yoktu. dershaneye giderken hep onun evinin önünden gecerdim ve bakardim iceri ister istemez. kahverengi bi odaydi, bastan assagiya. böyle sis var gibi. belki de o siralar cok film seyrediyordum bilmiyorum ama alman edebiyati aynen öyle iste. hic zevk vermiyor.

chomsky gelmisti buraya, köln'e yani. aslinda gidebilirdim ki gitmeliydim de. ama gitmedim. bi keresinde cep telefonuma söyle bi mesaj gelmisti. "noam chomsky hala yasiyomus lan!!" baktim toplu mesajmis, cevap vermedim tabi. toplu mesajlara cevap vermiyorum cünkü prensip meselesi.

buralar eskiden dutluk da degildi ama bi tozlanmis gibi geldi sanki bana ya. hi? annem görmesin alayim o örümcegi surdan, bi dakka.

0 kişi laf çakıyor.: